Skip links
Ayrımcılık suçu

AYRIMCILIK SUÇU

Ayrımcılık Suçu

Ayrımcılık suçu Irk, etnik köken, cinsiyet, din gibi bir takım sebeplere dayanarak, kişilere karşı uygun olmayan, farklı davranışlarda bulunulmasıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 14 maddesinde, sözleşmede bireylere tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma hakkının eşit bir şekilde uygulanmasını güvence altına altığını belirtmektedir. Bu güvencenin kapsamına ırk, cinsiyet, din, ideolojik farklılıklar, değişik etnik kökene sahip olmak gibi durumların tümü girmektedir. İlgili maddeye göre bireylerin içinde yaşamış olduğu şartlar veya sahip olduğu statüler nedeniyle ayrımcılığa maruz kalmaları yasaklanmıştır. Ancak İhas madde 14’te sayılmış olan durumlar sınırlı değildir. Değişen durum ve koşullar çerçevesinde yeni bir ayrımcılık türünün doğumu her zaman mümkündür. Dolayısıyla bir hakkın doğumu veya yok olmasına bağlı olarak da ayrımcılık kavramının genişlemeye maruz kalması her zaman mümkündür

AİHS madde 14 “Bu Sözleşme’de tanınan hak ve özgürlüklerden yararlanma, cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulusal veya toplumsal köken, ulusal bir azınlığa aidiyet, servet, doğum başta olmak üzere herhangi başka bir duruma dayalı hiçbir ayrımcılık gözetilmeksizin sağlanmalıdır.”

Ayrımcılık yasağını detaylı olarak incelediğimiz zaman, Sözleşme’deki  diğer haklardan ayrı tutulmadığı ve bir biriyle bağlantılı olduğu açıkça görülmektedir. Ayrımcılık yasağının eşitlik ilkesi ile bağlantısı her zaman bulunmaktadır. Ancak eşitlik ilkesinin tüm bireyler için her koşulda mutlak bir eşitlik olduğu anlamına gelmemektedir. Her ülkede uygulanan pozitif ayrımcılık farklı olsa da ortak özellikleri, belirli bir kesim, kişilere veya durumlara farklı uygulamaların mevcut olduğu görülmektedir. Bu durum ayrımcılık yasağı kapsamına girmemektedir. Fakat pozitif ayrımcılığın uygulanmasının gerekmediği durumlarda, aynı şartlardaki kişilere farklı muamele edilmesi hem eşitlik ilkesine aykırı olacak hem de ayrımcılık suçunu meydana getirecektir. Bireyler arasında uygulanacak olan farklı kuralların açık, kabul edilebilir ve makul gerekçelere dayanması ve İHAS’ta yer alan diğer maddelere da açık bir aykırılık içermemesi gerekmektedir. Tüm bu hususlar, ayrımcılık yasağının  bir nevi eşitlik ilkesinin bireyler için güvence altına alınmasını temenni eden esaslı bir ilke olduğunu göstermektedir. 

Ayrımcılığa neden olan eylemin, ihmali bir şekilde de ortaya çıkması mümkündür. Bu yasağın isteyerek ve icrai bir biçimde olma zorunluluğu bulunmamaktadır. Devletlerin hukuk sisteminde yer alan eşit durumdaki kişilere eşit davranmamak veyahut aynı şartlarda olmayan kişilere eşit davranılması da bir nevi madde 14 anlamında ihlal sayılmaktadır. Dolayısıyla ayrımcılık yasağı ve eşitlik kavramlarının her davanın kendi için ayrı bir şekilde değerlendirilmesi ve bununla beraber değerlendirme yapılan davanın ait olduğu ülkenin kendi iç koşullarının da göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu nedenle olay bazlı yorumlar yapılması daha doğru olmaktadır.

İHS’nin birinci maddesinde yer alan ve insan haklarına saygı duyulması gerekliliğini anlatan hükmünün sözleşmeye taraf olan devletlerce herkese eşit bir şekilde kullandırılmaması ve ihlal edilmesi de ayrımcılık yasağı kapsamına girmektedir. Bununla beraber AHİS’in 6.maddesinde yer alan adil yargılanma hakkının her sanık için eşit bir şekilde uygulanmaması ve silahların eşitliği ilkesine de aykırı davranılması neticesinde ayrımcılık suçu meydana gelecektir. Dolayısıyla ayrımcılık yasağının diğer maddelerde yer alan hükümlerle de sıkı sıkıya bağlı olduğunu görmekteyiz

Ülkemiz açısından ayrımcılık suçuna dair düzenlemelere bakıldığında, ayrımcılık yasağına dair hem kendi düzenlemelerinin olduğu hem de bu alanda düzenlenmiş olan uluslararası düzenlemelerin bir çocuğunu imzalamış olduğu görülmektedir. Anayasanın 90. Maddesine baktığımızda, usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş olan temel hak ve özgürlüklere dair antlaşmaların iç hukukumuzla çelişmesi durumunda, milletlerarası hukukun uygulanacağı açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla hem idare hem de yargı organlarının bu kurallara bağlı olduğu görülmektedir. 

Ayrımcılık yasağına dair konulmuş olan düzenlemelere bakıldığında, bunların doğrudan uygulanacağı açıkça ortadadır. Bu nedenle Anayasanın 90. Maddesi gereğince de Türkiye’nin de bu doğrudan uygulanma ilkesine uyma zorunluluğu bulunmaktadır. Ayrımcılık yasağının ülkemiz kanunlarında uzun yıllardır var olduğu bilinmektedir. Özellikle 1961 Anayasasından itibaren birçok anayasa ve kanunda kendine yer verilmiştir. 1928 Anayasasının 10. Maddesinde herkesin kanun önünde eşit olduğu açık bir şekilde düzenlenmiştir.  Herkesin dil, din, ırk ve cinsiyet gibi sebepler nedeniyle ayırım gözetmeksizin eşit olduğu vurgulanmaktadır. Maddede kadınlar ve erkeklerin de eşit haklara sahip olduğu yazılmaktadır. Ayrımcılık yasağı ile ilgili başkaca hükümlerde anayasamızda yer almaktadır. Örneğin 68. Ve 70 maddeler de buna dair hususlar düzenlenmiştir. Anayasanın 68. Maddesinde  Siyasi partilerin tüzük ve programları ile eylemlerinin eşitlik ilkesine aykırı olamayacağı,   70. Maddesinde ise “Her Türk, kamu hizmetlerine girme hakkına sahiptir.” denilmek suretiyle eşitlik ilkesine açıkça vurgu yapılmıştır.

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Yekbun Geylani, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararları Bağlamında Ayrımcılık Yasağı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi,

Osman Doğru, Atilla Nalbant, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi Açıklama ve Önemli Kararlar Cilt.2, s.-603,

Ulaş karan, Bireysel Başvuru Kararlarında Ayrımcılık Yasağı Ve Eşitlik İlkesi, Anayasa Yargısı Dergisi, Sayı 32, 2015

Ulaş Karan, Türk Hukukunda Ayrımcılık Yasağı Ve Türk Ceza Kanunun 122. Maddesinin Uygulanabilirliği, TBB Dergisi, Sayı 73, 2007

En kaliteli web deneyimini sağlamak için çerezleri kullanıyoruz.